15 Ocak 2011 Cumartesi

Mamalar

En doğal ve en faydalı besin maddesi, anne sütüdür. Anne sütü 6. aya kadar yeterlidir.
Ancak anne sütünün az olması, besleyici değerinin düşük olması veya kutu sütleri ya da
inek sütü ile beslenme durumundaki bebeklere biberon mamaları verilmelidir. Bu mamalar, mümkün olduğunca anne sütü örnek alınarak geliştirilmiş; modern teknolojinin kullanıldığı sağlıklı ürünlerdir. Bu mamalar kullanılırken doktora danışılması, bebeğin sağlığı acısından önemlidir.
Çocuk mamaları, gıda maddeleri tüzüğünde bebek ve süt çocuğunun beslenmesi amacıyla hazırlanıp satışa çıkarılan gıda karışımıdır, diye tanımlanır. Bebek ve çocukların besin öğeleri gereksinimlerini karşılaması, sindirim bozukluklarına neden olmaması, patojen mikroorganizmaları içermemesi yasal koşullar olarak belirlenmiştir.
Mamalar; adapte mamalar, yarı adapte mamalar, devam mamaları, kaşık mamaları olarak gruplandırılır.
                                          Adapte Mamalar
Adapte mama, yeni doğan fizyolojisine göre ana besin maddeleri anne sütündekilere adapte edilmiş ve bebeğin ilk 4–6 ayı boyunca bebeğin beslenme konusundaki tüm gereksinimlerini karşılamak amacıyla hazırlanmış
biberon formülüdür. Adapte mamaların özellikleri şöyledir:
· Bileşimi nitelik ve nicelik bakımından anne sütüne yakın hale getirilmiş mamalardır ve bileşimi öncelikle zamanında doğan ve normal ağırlıklı (3–3,5 kg) bebekler göz önüne alınarak hazırlanmış olmalıdır.
· Yeni doğan fizyolojisine uygun olmalıdır.
· Doğumdan hemen sonra kullanılmak üzere hazırlanmış mama, yalnızca bebeğin gereksinimlerini karşılamakla kalmamalı aynı zamanda bebek tarafından iyi tolere edilmelidir.
· Karbonhidrat kaynağı olarak anne sütünde olduğu gibi laktoz içermelidir. Böylece tadının anne sütüne yakın olması sağlanır.
· Adapte mamalarda sindirilme güçlüğü olmasından ve tat nedeniyle anne sütünden bebeği uzaklaştıracağı için nişasta ve sakaroz bulunmalıdır.
· Sindirilme güçlüğü olmaması ve tat bakımından bebeği anne sütünden uzaklaştırması için adapte mamaların içinde nişasta ve sakaroz bulunmalıdır.
· Mama asitleştirilmiş olmamalı, “büyüme faktörleri” adı verilen maddeleri ya da koyulaştırıcı maddeleri içermemelidir.
· Protein, sodyum, potasyum ve klor miktarları dengelenmiş olmalıdır. Böbrek solut (çözünen) yükü düşük olmalıdır. Düşük böbrek solut yükü, su kaybı ve diğer yan etkilere karşı bebeği korumuş olur ve bebeğin böbrekleri üzerindeki baskıyı ortadan kaldırır.
· Mama izotonik (eşit yoğunlukta çözelti) olmalı, fazla mineral içermemelidir; yüksek mineral içeriği, vücut sıvılarının dengesini etkilemektedir.
· Yağlar, toplam enerjinin yarısını karşılamalı ve bitkisel yağ içermelidir.
· Elzem yağ asitlerinden linoleik asit içermelidir.
· Protein yapısında kazein oranı anne sütünde olduğu gibi 60/40 olmalıdır.
· Vitamin, mineral ve enerji miktarı ile Avrupa Çocuk Gastroenteroloji ve Beslenme Cemiyeti (ESPGAN) ve uluslararası standartlara uygun olmalıdır.
                                      Yarı Adapte Mamalar

İştahsız ve optimal (uygun) kilo alması istenen bebeklerde başlangıç mamasının yetersiz kaldığı durumlarda kullanılabilen yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayan doyurucu mamalardır ve bebekler anne sütü almıyorsa 2. aydan itibaren kullanılabilir. Adapte mamalardan, devam mamalarına geçerken geçiş maması olarak da kullanılır.
                                      Devam Mamaları
· 6. aydan sonra ek besinlere başlanılan
bebeklerde kullanılan mamalardır.
· Bu yaşlarda demir yetersizliği anemisi riski arttığı için demirle zenginleştirilmişlerdir.
·
İnek sütüne göre yüksek demir, kalsiyum, D vitamini ve demir emiliminin sağlanmasında etkin olan C vitamini içermelidir.
· Doku işlevlerinin korunması ve sağlıklı hücreler için önemli olan antioksidan etkisi bulunan A vitamini öncüsü karoten içermelidir.
· Elzem aminoasitleri içermelidir.

                                    Kaşık Mamaları
6. ayın sonundan itibaren ek besinlere geçiş döneminde kaşık mamaları, bebeklerin günlük diyetlerine eklenmek suretiyle verilen besinlerdir. Meyveli, sebzeli, tahıllı, sütlü veya karışım olanları vardır.

 Kaşık mamalarının özellikleri şöyledir:· Biyolojik değeri yüksek süt proteinleri ve bitkisel proteinleri içermelidir.
· Sindirimi kolay bitkisel yağları içermelidir.
· Sakarozu en düşük seviyelere indirilmiş karbonhidratları ve biyolojik değeri yüksek süt minerallerini içermelidir.
· Kalsiyum ve demir desteği yapılmış olmalıdır.
· Vitamin ve minerallerle zenginleştirildiği için
hazırlama esnasında  oluşabilecek kayıplar en aza indirgenmiş olur.
· Yapay tatlandırıcı, aroma ve katkı maddeleri içermemelidir.
· Sadece su eklenerek kolayca hazırlanabilir.

6 Ocak 2011 Perşembe

Çocuk ve Beslenme

                  Çocuklarda Sağlıklı Dengeli Beslenme, Çocuklarına Beslenmesi

Büyüme‘nin hızlı ve özel olduğu durumlarda (doğum, emziklilik gibi) beslenme ihtiyacı farklılaşır. Çocuğun sağlıklı büyümesinde, düzenli beslenmenin rolü çok büyüktür. Beslenme, çocuğun gelişimini doğrudan etkileyen bir faktördür. Yetersiz ve dengesiz beslenme, çocuğun sosyal, bilişsel, fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkiler. Sağlıksız beslenme vücut direncini azaltarak bireyin hastalıklara yakalanma riskini daha da artıracaktır.

Büyüme çağında iyi beslenemeyen çocuklarda gelişim geriliği, zayıf bünye, dayanıksızlık, ileride düzeltilmesi imkansız vücut bozukluklarına oluşabilir. Yeterli besin alamayan, düzenli yemeye, yemek seçen, yemeklerden sonra kusma nöbeti geçiren çocuğun gelişmesi olumsuz etkilenir. Sağlıklı gelişmenin ilk şartı yeterli ve dengeli beslenmedir. Çocuğun beslenmesinde amaç; gelişmeyi sağlayacak düzeyde enerji, vitamin ve mineral sağlamak, diş sayısına ve sindirim sistemine uygun çeşitli miktar ve kıvamdaki besinleri seçerek çocuğa sunmak, olumlu beslenme alışkanlığı kazandırmak olmalıdır.

İyi beslenen bir çocuk canlı, hareketli, neşeli ve istekli olur. Vücut yapısı sağlam ve normal görünümlüdür. Hastalıklara karşı dirençlidir. Bu dönemde yapılacak en yanlış davranış çocuğun zorlanarak belenmesidir.

1 yaş çocuğu kendi kendine yemeğe çok isteklidir. Bu dönemde çocuk yarı kontrollü bırakılabilir. 2. yaşında kaşığı daha kontrollü kullanabilir. 3. cü yaşta sandalyeye daha rahat oturur ve yemeğini daha rahat ye. 4-5 yaşta kendi kendine beslenebilir hale gelir. Çocuklar azar azar ve sık sık beslenmelidir. Ara öğünlerde verilen besinler, ana öğünü etkileyecek ve iştahı kapatacak nitelikte olmamalıdır. Meyve ve taze sıkılmış suları tercih edilebilir.

Çocuklarda istenmeyen durumlar olarak ortaya çıkan zayıflık, şişmanlık ve bodurluğun en önemli nedenlerinden biri de beslenme bozukluklarıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda vücudun büyüme gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklar ortaya çıkar. Çocuklarda büyüme ve gelişme gerilikleri görülür. Örneğin boyu yeterince uzamaz, ağırlığı az olur, dişi geç çıkar, kemikleri iyi gelişmez, kalıcı bozukluklar ortaya çıkabilir. Ya da çocuğun gereğinden fazla karbonhidrat değeri yüksek yiyecekleri ile beslenmesi erken dönemde şişmanlığın ve şişmanlığa bağlı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur. (Örneğin; abur cubur yiyecekler gibi)
Okulöncesi dönemdeki çocuklarda zaman zaman ortaya çıkan iştahsızlık durumunu yetersiz beslenmenin ya da beslenme bozukluğunun başlangıcı saymak doğru değildir. Çocuklardaki bu durum, kısa süreli, geçiçi olarak da ortaya çıkabilir. Çocuk beslenmesinin, onların sosyal, ruhsal, zihinsel olarak normal gelişmelerinde ve sağlıklı olabilmelerinde önemi büyüktür. Bu dönemde yetişkinlerin tutumları ve çocuklarına verecekleri doğru beslenme alışkanlıkları ve davranışları, çocuğun beslenme alışkanlıklarının temelini oluştaracaktır.

             Bebeklerde Beslenme Çocuk Besleme


Bebeklik çocukluk şişmanlık zayıflık. Anne karnından okul çağına kadar, çocuğun gereksinimleri ve beslenme şekli, büyüme ile birlikte değişir. Bu farklı dönemlere göre de şişmanlığın önlenmesi için farklı beslenme önerileri verebiliriz.

                1. Doğum Öncesi Dönemde Beslenme
- Gebeliğin başlangıcından itibaren annenin yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmeli, gebelik için gerekli besin öğelerini içeren, dengeli bir diyet tüketmesi sağlanmalıdır.
- Gebelikte annenin fazla ağırlık alması önlenmeli, ağırlık alımı izlenmelidir. Annelerin gebelik süresince 9-14 kg ağırlık artışı normaldir.
- Eğer anne gebeliğin başında şişman ise fazla ağırlık artışına gerek yoktur.
- Gebeliğin son üç ayında anne şişman ise, enerji kısıtlanmamalıdır. Bu uygulama anne karnındaki bebeğin büyümesini olumsuz etkileyecektir.
- Anne diyabetik ise, kan şekerinin kontrolü şişman bebek doğumunu önlemek için gereklidir.

                    2. Bebeklik Döneminde Beslenme (0-1 yaş)
Bu dönemde bebek için, yaşına uygun alması gereken enerji ve besin öğelerini sağlayacak en ideal besin "anne sütü"dür. Bebeğin yaşına uygun ağırlık kazanması, yeterli büyüme ve gelişmesinin sağlaması için İlk altı ay tek başına, altıncı aydan sonra da uygun ek besinlerle beraber iki yaşına kadar emzirmeye devam edilmesi gereklidir.

- Yeterli anne sütü alan bebeklerin bebeklik ve çocukluk döneminde ve yaşamının daha sonraki döneminde "şişman" olma riski azdır.
- Altıncı aydan sonra azar azar ayına uygun ek besinlere başlanmalıdır.
- İlk ek besin tatlı olmamalıdır. Bu bebeğin sürekli tatlı ve şekerli besinlere istek duymasına, dolayısıyla gereğinden fazla enerji almasına neden olabilir.
- Ek besin olarak unlu-şekerli (muhallebi, nişastalı mamalar, vb.) yiyecekler verilmemelidir.
- Muhallebi yerine yoğurt, bisküvi-süt karışımı yerine ekmek-süt karşımı seçilmelidir.
- Süte; şeker, bal, vb. katılması fazla enerji alımı ile şişmanlığa neden olacağından eklenmemelidir.
- Daha fazla yemesi için bebek zorlanmamalıdır.
- Bebek ek besinler ile beslenirken kaşık ve bardak kullanmalıdır. Biberon kullanımı anne sütü alımını olumsuz etkilediği gibi fazla besin alımına neden olabilir.
- Bebeğin yediği besinlerin miktarı, aynı aydaki başka bebeklerle kıyaslanmamalıdır.
- Bebeğin büyüme ve gelişmesi izlenmelidir. Bebeğin beslenmesinde yapılacak değişiklikler için bu izlemi yapmak gereklidir.

                      3. Okul Öncesi Dönemde Beslenme

    Çocuğun yaşına ve olması gereken ağırlığa uygun dengeli bir diyetle beslenmesi sağlanmalı, yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmelidir.
- Bu yaş grubu çocuklar için "düşük enerjili diyetler" in kullanımı sakıncalıdır.
- Ailenin diğer üyeleri doğru beslenme alışkanlıkları ile çocuğa örnek olmalıdır.
- Çocuğun yediği besin miktarı başka çocuklarla karşılaştırılmamalıdır.
- Her öğünde dört besin grubundan yiyecek bulundurulmalıdır.

Besin Grupları:
a. Süt ve Ürünleri
b. Et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagil, fındık, vb.
c. Taze sebze ve meyve
d. Tahıllar (ekmek, pirinç, bulgur, bisküvi vb.)

- Çocuk oyunla, pazarlıkla, masallarla beslenmemelidir.
- Tüm aile bireylerinin bir arada sofrada oturarak beslenmesi alışkanlık haline getirilmelidir.
- Televizyon reklamlarından etkilenerek, enerji yoğunluğu yüksek, şeker ve yağ içeriği fazla olan hazır besinler (çikolata, şeker, cips, vb.) verilmemelidir.
- Bu tür besinler yerine; ara öğünlerde hem çocuğun iştahını kesmeyecek, hem de sağlıklı beslenmesi için gerekli olan meyve, taze meyve suyu, ayran ya da süt gibi besinler seçilmelidir.
- Yaşamın ileri dönemlerindeki beslenme alışkanlığının bu dönemde yerleştiği unutulmamalıdır.
- Oyun oynarken, televizyon izlerken beslemek çocuğun farkında olmadan fazla besin tüketmesine neden olabilir.
- Yemek öncesi, gelişigüzel besin tüketimi çocuğun öğünlerde yemek yemesini engeller.

                  4. Okul Döneminde Beslenme

    Çocuk hafif şişman ise;
- Büyüme ve gelişme sürdüğü için, düşük enerjili zayıflama diyetleri kesinlikle uygulanmamalıdır.
- Yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması gereklidir.
- Çocukların öğün atlaması önlenmeli ve her öğünde dört besin grubundan da yiyecek bulunmalıdır.
- Çocuğun yaşına uygun besin gruplarından tüketmesi sağlanmalıdır.

Çocuk ileri derecede şişman ise;
- Yeterli, dengeli yaşına uygun diyet uygulanmalıdır.
- Yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmeli, - Büyüme ve gelişme izlenmeli,
- Fiziksel aktivite arttırılmalı.

Okul dönemi, çocuklarda spor yapmak ve bunu bir yaşam biçimi olarak yerleştirmek için en uygun yaşlardır.

İnternette Okuma-Yazma

İnsanlar artık internet deyince akıllarına ilk gelen sosyal paylaşım siteleri oluyor. Bunda sadece yetişkinler değil çocuklarda aynı şekildedir. Bu sosyal paylaşım sitelerinin kurulumunda sonra insanlarda yazma demek sosyal paylaşım sitelerine kendi aralarında gönderdikleri mesajlardan ibaret olmaya başlamıştır. Ya da insanların yazma konusunda kendilerini artık yeterli bulmadıkları için yazma işlemini artık gerçekleştirmemektedirler. Artık eskiye göre yazılan şiirler, romanlar v.b kitap halini alan şeyler artık daha az dikkat çeker oldular. Bunun nedeni yazılan şeylerin bir yerlerden kopya çekilerek yazılmış olması veya yazılan şeylerin bir anlam içermiyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tarz şeylerin olmasından dolayı artık insanlar kitabın tamamını okumak yerine internetten özetine bir göz atmak yeterli olmaya başladı ve birçok internet sitesinde de artık kitapların tamamı yayınlanmaktadır. Bundan dolayı da artık kütüphanelere gidip ya da kitapevlerine gidip kitap okumak yerine internette bir tıklamayla kitap karşımızda  olmakta. Tabi bunlar olurken insanların sağlık problemleri artmaya başlamakta ilk olaraktan gözlerde problemler olmaya başladı, bel ağrıları, sırt ağrıları v.b. birçok rahatsızlıklar artmaya başlamıştır. Bu tarz sorunlardan sonrada insanlar artık uzun yazılar veya metinler okumak yerine kısa bir göz atma yeterli olmaya başladı. Nasıl kısa metinleri okumayı tercih etmeye başladıysak aynı şekilde kendi aramızda konuşmalarda da kısa kısa cümleler kurmaya başladık.  Bunlar insanların kendi aralarında iletişimin azalmasına neden olmakta. Artık insanlar iletişimsizlikten dolayı kendi yaptığı hataları bile başkalarına yüklemeye başladılar. Artık insanlar evlerinde bile her aile ferdinde birer bilgisayar ve artık ev içerisinde isteklerin bildirimi bilgisayarlar üzerinden olmaya başlayacak. Bunda insanların agresif olmalarına neden olmaktadır.
   Prof. Dr. Üre, sosyal gelişimin desteklenmesi için okullara büyük görev düştüğünü vurgulayarak, şöyle söyledi: “Şayet okullar gerçek işlevini yerine getirirse çocuklar internet kafeler de zamanlarını bilgisayarda oyun oynayarak geçirmez. Sosyal ihtiyaçlarının yerine bilgisayarı ve onun sunduğu sanal oyunları koyan çocuklar, ahlaki gelişimden yoksun kalırlar. Çocukların sanal bir oyunda yarışmaları ve başarılı olmaları onları zihinsel açıdan, ayrıca algılama ve muhakeme gücü bakımından geliştirir. Bu nedenle okullardaki kütüphanelerin bir kısmı oyun salonu şeklinde düzenlenerek, çocukların bu ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde karşılanmalıdır. İnternet kafe yerine okulda ders sistematiği içinde faydalı bilgisayar oyunlarına yönelen çocuklar, bu teknolojiden sağlıklı bir şekilde yararlandırılmış olur.”
Bilgisayar bilinçli ve sınırlı kullanıldığında görsel ve işitsel algı, dikkat, göz ve el koordinasyonu, muhakeme gibi zihinsel işlevlerin gelişmesini sağlıyor. Okul öncesi dönemde en kolay, en çabuk eğitim oyunla verilebildiğinden, bu noktada eğitim programlarının önemi ortaya çıkıyor. Amaçları iyi belirlenmiş eğitim programları, çocuklara boyut, şekil, sayı, renk, gibi temel kavramları eğlenceli bir şekilde öğretiyor, onların kendi kararları doğrultusunda yeni düzenlemeler yapmasına olanak tanıyor. Hayvanlar ses, görüntü koordinasyonu ile tanıtılıyor. Yeni kelimelerle dil gelişimi destekleniyor. Bunun yanında elektronik aletleri kullanan çocukların, kalem tutmayı daha çabuk öğrendiği gözlemleniyor. Böylece bilgisayar çocuğun merak ve keşif duygusunu tatmin ederek yaratıcılığını geliştirmesini sağlıyor. İngiltere Newcastle Üniversitesinde bazı araştırmacılara göre bilgisayarı doğru olarak kullanan ilkokul çocuklarının okuma yazma yeteneği ortalamadan beş kat hızlı gelişiyor. Araştırma sonucunda, bilgisayar kullanımının rakamsal becerileri de üç kat fazla geliştirdiği ortaya konmuştur.   Özellikle 3-6 yaş için ölüm çok uzak ve soyut bir kavram. Çocuk eğer çevresinde görmediyse, sadece bitki ve hayvanlardan tanıdığı ölümü, oyunlarda sürekli karşısında görüyor. Ancak kahramanların ölüp yeniden canlanmasıyla yanıltıcı bilgiler ediniyor. Bu bilgiler doğrultusunda, arkadaşına verdiği zarar ya da kanayan bir yara ona eğlenceli gelebiliyor. Genel olarak şiddet, ölüm, dövüş senaryolarının başkahramanı olarak, kazanmayı hedefleyen çocuk, zamanla oyunlardan haz duyuyor ve bu onda bağımlılık yapıyor. Yaşamda ki benzer davranışlara ve suç unsurlarına karşı duyarsızlaşıyor.
    Bilgisayar ve internet, yerinde ve bilinçli kullanılırsa, harika bir eğitim ve öğretim aracıdır. Uzmanlar öğrencilerin ödev hazırlarken yalnız internete bağlı kalmalarının, kişisel deney ve araştırma alışkanlıklarını zedelediğini, birbirine benzer çalışmalar sunulmasına sebep olup öğrencileri hazırcılığa ittiğini, buna özellikle çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyorlar.